08 Eki, Perşembe 17°C
USD 49.20
EUR 55.09
GBP 65.21
KNH Logo
Kıbrıs

Rahvancıoğlu: Zengin daha da zengin olsun diye toplum fakirleşiyor

KNH Logo
Yayınlanma: 17 Mayıs 2024, 14:10
Rahvancıoğlu: Zengin daha da zengin olsun diye toplum fakirleşiyor
Haberi Paylaş:

Rahvancıoğlu: Zengin daha da zengin olsun diye toplum fakirleşiyor Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, zenginin daha da zenginleştiğinin gözle görülür olduğunu belirterek, en fakiri...

Rahvancıoğlu: Zengin daha da zengin olsun diye toplum fakirleşiyor Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, zenginin daha da zenginleştiğinin gözle görülür olduğunu belirterek, en fakirin verilerinde ise, en fakir yüzde 20’nin gelirlerinin yüzde 71.10’unu alırken yüzde 6.54 almaya başladığını söyledi. En zengin daha da zengin olsun diye geriye kalan toplum fakirleşiyor dedi.
Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, ADA TV'de, Ramazan Adnan'ın sorularını yanıtladı. Rahvancıoğlu, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun garabet bir yapı olduğunu ifade ederek orada belirlenen asgari ücretin prensip olarak özel sektör emekçisini temsil etmediğini, özel sektör çalışanlarının kaderiyle ilgili konuşulan bir komisyon olmasına rağmen orada asgari ücretli çalışan hiçbir sendika üyesi olmadığını söyledi. Bağımsızlık Yolu olarak 2018 yılından beri Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun lağvedilmesi ve asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenerek her kamu maaşı yenilendiğinde, asgari ücretin de hayat pahalılığı oranında artması gerektiğini, böylece asgari ücretin bir tartışma konusu olmaktan çıkacağını savunduklarını ekledi. "Sürece bakıldığında orada bizi oyalamak için çeşitli performanslar sergileniyor" ifadelerini kullanan Rahvancıoğlu, şunları söyledi: "Detaylarla uğraştırarak hayatımızı etkileyecek olan asgari ücretin nasıl belirlendiği sürecinden bizi uzaklaştırmaya çalışıyorlar." Rahvancıoğlu, işçi tarafının yüzde 27, iş veren tarafı yüzde 18, hükümet tarafının ise hayat pahalılığı oranında yüzde 23’lük artış önermesi ve işçi tarafının bu teklifi kabul etmesine rağmen hükümetin masadan kalkmasını iş verenlerin gönlünü almak, onları ikna etmek ve başka pazarlıklara girmek için yapıldığını aktardı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu masasının bir pazarlık masası olduğunu ve asgari ücret dışında her şeyin pazarlığının yapıldığının altını çizdi, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu bir problemdir ve bunu ortadan kaldırmak lazım" dedi. “ASGARİ ÜCRET EN DÜŞÜK KAMU MAAŞINA EŞİTLENMELİ” Rahvancıoğlu, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun lağvedilmesi, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi ve asgari ücretin hayat pahalılığı oranında artması çözüm önerilerinden bahsederek son iki yıldır asgari ücretin hayat pahalılığı oranında artışın yavaş yavaş oturmaya başladığına değindi, Bunu Bağımsızlık Yolu’nun ortaya koyduğu bir fikri kamuoyu tarafından benimsemesinin bir yansıması olarak değerlendirdi. Rahvancıoğlu, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi talebinin de çok uzak olmadığına değinerek bunun toplumsal bir mesele olduğunu ve yeterince bastırılırsa erişilebilir bir hedef olduğunu söyledi. Çalışma hayatının işveren ve çalışan için de para kazanmak üzerine kurulu olduğuna değinen Rahvancıoğlu, asgari ücretin belirlenmesi sürecinde çıkan her kavganın, yapılan her davranışın ve tavrın parasal bir karşılığı olduğunu ortaya koydu. Rahvancıoğlu, çıkan tartışmaların sadece işin görünen yüzü olarak değerlendirerek süreci oyalamaya çalıştıklarını ve bir aylık maaşı ödemekten, gerekli yatırımları yapmaktan yırtmayı amaçladıklarını ifade etti. “İŞ YERLERİNİN YÜZDE 1.8’İ ÖZEL SEKTÖR ÇALIŞANLARININ %50’SİNİ ÇALIŞTIRIYOR” Rahvancıoğlu, İstatistik Kurumu tarafından açıklanan iş yeri sayımlarıyla ilgili resmi rakamlardan bahsederek Kıbrıs’ın kuzeyinde hali hazırda var olan iş yerlerinin % 1.8’inin sadece 371 tane iş yerini oluşturduğunu ve özel sektör çalışanlarının %50’sinin oralarda çalıştığını kaydetti. Asgari ücret en düşük kamu maaşına eşitlensin talebine karşılık olarak esnaf bunu nasıl ödeyecek sorusu aldıklarına değinen Rahvancıoğlu, "Böyle bir sorunumuz varsa devlet, 50 kişiden çok çalışanı olan iş yerlerini desteklemesin, 50 kişiden az çalışanı olan desteklesin, böylece işletmelerin %98’ini devlet desteklemiş, işçilerin %50’sini çalıştıran %1.8 iş vereni ise desteklememiş olacak" dedi. İstatistik Kurumu’nun çalışmasını iş yeri bazında yaptığına değinen Rahvancıoğlu, aynı iş verenin birden fazla iş yeri olabileceğinden bahsederek banka hesabı sayımının ve bu gibi çalışmaların tüzel kişi üzerinden hesaplanması gerektiğini söyledi. Bu şekilde yapılacak hesaplamaların sonucunda daha çarpıcı veriler ortaya çıkacağına dikkat çekti. “ULTRA ZENGİNLER MAHALLE BAKKALININ ARKASINA SAKLANIYOR” Ultra zengin iş verenlerin mahalle bakkalının arkasına saklandığını ifade eden Rahvancıoğlu, asgari ücret en düşük kamu maaşına eşitlensin derken küçük esnafla değil ultra zenginlerle ilgili konuştuklarının altını çizdi; ultra zenginlere yapılan yardımlar olmasa küçük esnafa daha fazla yardım yapılabileceğini ekledi. "ÇALIŞMA HAYATINI DÜZENE SOKABİLMEK İÇİN BELLİ BİR ORANDA SENDİKALAŞMAK ŞART" Rahvancıoğlu, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda temsil edilmeyen özel sektör çalışanlarının temsil edilebilmesinin yolunun, 10 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde sendikasız çalıştırılmanın yasaklanmasından geçtiğini kaydetti. Bu yasa geçirildiği takdirde iş yerlerinden sadece %9.4’ünün bundan etkilendiğine değinen Rahvancıoğlu, geriye kalan %90 iş yerlerinin etkilenmediğini, işçilerin ise %73.6’sının sendikalaşmış olacağına dikkat çekti. Çalışma hayatını düzene sokabilmek için belli bir oranda sendikalılığın çalışma hayatında olması gerektiğini ifade eden Rahvancıoğlu, özel sektörde %15-20'lik bir sendikalaşma olduğunda geri kalanları belli bir dengeye çekeceğini ekledi, Kıbrıs’ın kuzeyinde özel sektörde sendikalaşma oranının yüzde yarım olduğundan bahsetti. "HAYATIN UCUZLAMASI İÇİN GİDERLERİN KISILMASI GEREK" Asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesinin mutlak çözüm olmadığına değinen Rahvancıoğlu, gerçekten hayatı ucuzlaştırmanın yolunun tükettiğimiz ürünleri ucuzlatılmasından geçtiğini ifade etti. Sadece maaşları artırarak hayatın ucuzlatılamayacağını maaşları artırmanın sadece acil bir çözüm olduğunu ekledi. Rahvancıoğlu, alım gücünün artırmanın giderleri kısarak olacağını belirterek İstatistik Kurumu’nun hazırladığı aylık tüketim harcaması verilerinden bahsetti. Ortalama olarak konut, su ve elektriğe yapılan harcamanın gelirlerin %21.6’sını kapsadığını ekledi. Alım gücünün artırmanın bu verilerden geçtiğine değinen Rahvancıoğlu, sosyal devlet olmanın gereği olan sosyal konut yapma yükümlüğünü sağlansa konut, kira giderlerinin azalacağını, AKSA elektriğin sırtında bir kambur olarak bulunmasa ve bu kadar pahalı olmasa elektrik giderlerinin azalacağına ve toplu taşıma olsa ulaştırma harcamalarının bu kadar olmayacağını ekledi. Rahvancıoğlu, aylık tüketim harcamalarına bakıldığı zaman her birine çöreklenmiş bir sermaye grubu olduğunun altını çizerek bu sermaye gruplarının her birinde farklı olduğunu ve oradan rant elde edebilmek için sosyal devletin, sosyal devlet olma görevini yerine getirip anayasal olarak taahhüt etmiş olduğu vaatleri yerine getirmesine engel olduklarını söyledi. Aylık tüketim harcamalarının lüks değil insani ihtiyaç olduğuna değinen Rahvancıoğlu, "Yaşamsal ihtiyaçlarımızın üstüne çöreklenmiş, devletin de yapmasını istemeyen bir sermaye grupları silsilesi grupları var dedi. Sermaye gruplarının sadece %1.8’lik kısmı oluşturduğunu hatırlatarak sadece asgari ücreti artırmaktan değil kamuculuğu geliştirmekten bahsetmemiz lazım" dedi. “SADECE SAĞLIK VE EĞİTİM KAMUSAL OLARAK KARŞILANSA GELİRİNİN %10’LUK KISMI RAHATLAR” Rahvancıoğlu, özel sektör emekçileri başkalarının kavgalarını vermeyi bırakıp kendi harcamalarının kimin cebine gittiğini değerlendirerek kendi çıkarları için mücadele ederlerse hedefe ulaşılabileceğini söyledi. Yakın zamanda bunun örnekleri olduğundan bahseden Rahvancıoğlu, 1970’lerde okullarda kalem, silgi, kitap, süt vs. verildiğine değinerek şimdi kıyafet parası, kırtasiye parası istenildiğine değindi. 1970’li yılların yeni kurulmuş cılız devleti bunları karşılayabiliyorken şimdi “kalkınan” devlet bunu neden yapamıyor sorusunu yöneltti.  Pandemi sürecinde özellikle sağlığın özel sektöre bırakılmaması gerektiğini görüldüğünü insan hayatının devlet tarafından kamu güvencesiyle sağlanması gerektiğini ekledi. Rahvancıoğlu, sadece sağlık ve eğitim kamusal olarak karşılansa hane halkının gelirinin yüzde 10’luk kısmının rahatlayacağını belirtti.  Anayasaya bakıldığında devletin 16 yaşına kadar eğitimi zorunlu tuttuğunu kendine de kamusal ücretsiz eğitim sağlamayı görev biçtiğini hatırlatan Rahvancıoğlu, “ben çocuğumu 16 yaşına kadar okula göndermesem devlet enseme biner ama okula yazdırmak isteyince de kayıt parası istiyor. Bu nasıl bir çelişki” ifadelerini kullandı. Sadece maaşları artırmanın yetmeyeceğini giderlerin kısılması gerektiğinin altını çizdi. “ZENGİN DAHA DA ZENGİN OLSUN DİYE TOPLUM FAKİRLEŞİYOR” İstatistik Kurumu’nun 2016-2023 yılındaki gelir dağılımı verilerini değerlendiren Rahvancıoğlu, en zenginler gelirlerinin yüzde 40’ını alırken şu anda yüzde 43.60’ını aldığını söyledi. Kurumun verilerine bakıldığı zaman zenginin daha da zenginleştiğinin gözle görülür olduğunu belirterek, en zengin yüzde 20’nin gelir dağılımında yüzde 3 oranında payını artırdığını ekledi. Rahvancıoğlu, en fakirin verilerinde ise, en fakir yüzde 20’nin gelirlerinin yüzde 71.10’unu alırken yüzde 6.54 almaya başladığını söyledi, "En zengin daha da zengin olsun diye geriye kalan toplum fakirleşiyor" diye konuştu. Rahvancıoğlu, hayatı ucuzlatmak için örgütlenmemiz gerektiğini ifade ederek özel sektör çalışanlarının iş güvencesi olmamasından dolayı örgütlenmesinin çok zor olduğundan bahsetti, bu yüzden kamu çalışanlarına çok büyük görev düştüğünü ekledi. Kamu çalışanının da haklarının geriye gittiğini ve fakirleştiğini gözle görülür olduğuna dikkat çeken Rahvancıoğlu, "Çalışanlar olarak aynı gemideyiz, ultra zenginlerle aynı denizde bile değiliz" dedi.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!