08 Eki, Perşembe 27°C
USD 49.20
EUR 55.09
GBP 65.21
KNH Logo
Kıbrıs

Atun: Hala Sultan İlahiyat Koleji Devletin bir okuludur, ve kapatma davaları ile karşı karşıya olmasına rağmen buna seyirci kalmak devlet yönetme ciddiyetiyle bağdaşmıyor.

KNH Logo
Yayınlanma: 24 Haziran 2021, 11:36
Haberi Paylaş:

 Atun: Hala Sultan İlahiyat Koleji Devletin bir okuludur, ve kapatma davaları ile karşı karşıya olmasına rağmen buna seyirci kalmak devlet yönetme ciddiyetiyle bağdaşmıyor.  Atun: UBP’nin içinde ol...

 Atun: Hala Sultan İlahiyat Koleji Devletin bir okuludur, ve kapatma davaları ile karşı karşıya olmasına rağmen buna seyirci kalmak devlet yönetme ciddiyetiyle bağdaşmıyor.  Atun: UBP’nin içinde olduğu hükümetlerde niye bu yasa hazırlanmadı bunu sorgulamak gerekiyor…    Atun: İlahiyat bölümlerinin yasal statüye kavuşturulmaması devleti yönetenlerin iki yüzlülüğünden kaynaklanıyor.   UBP Milletvekilli Sunat Atun Kıbrıs TV’de yayınlanan Hasan Hastürer ile Bugün programına konuk olarak gündeme dair gelişmeleri değerlendirdi.   İlk olarak konuşmasına geçen günlerde Hala Sultan İlahiyat Kolejinin yasal bir statüye kavuşturulmasına ilişkin Meclis’e sunmuş olduğu yasa değişiklik önergelerine değinen Sunat Atun, Hasan Hastürerin Ankaraya şirin görünmek için mi bu açıklamayı yaptınız sorusuna karşılık olarak konuya şu sözlerle açıklık getirdi: Ben bunu kendi vicdanımın gereği olarak yaptım. Hala Sultan İlahiyat Koleji Devlete ait bir okul. Rahmetli İrsen Küçüğün başbakanlığı devrinde açılaması kararı alınan, ve  bizlerin de bakanlar kurulunda benimseyerek onayladığımız bir okul. 2005-2006 yıllarında ülkemizin gündemine gelen bir konuydu. Çocuğuna kendi inancına göre eğitim vermek isteyen insanlarımızın ihtiyacına saygı göstermek gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti de böyle bir okulun kurulmasında maddi ve manevi olarak destek olmaya hazırdı. İlahiyat Koleji hatırlanacağı üzere 2012 yılında kuruldu ve 10 yıldır eğitim ve öğretime devam ediyor. 2014 yılında okul ilk kez bir kapatılma davasına konu oldu. Dava nedeni, Yasası olmadığından mesleki teknik okullarlar kapsamında açılmış olmasıydı. 2014 yılında yüksek idare mahkeme davayı haklı buldu ve okulun kapatılması kararı alındı. Müteakiben genel orta öğretim kapsamında açıldı. Ancak maalesef 2019 yılında açılan yeni bir dava ile yine kapatılma ihtimali ile karşı karşıyadır. Bu davada da birçok iddia ve birçok argümanlar vardır. Argümanlar arasında da ilahiyat tanımının yapılamayacağı, genel orta öğretimde ilahiyat düzenlemesinin bulunmadığı, talim terbiye yasasına göre de ilahiyat müfredatı uygulanamayacağı ve bunun gibi birçok argüman getirilmiştir.   ‘’Benim bu duruma seyirci kalmam mümkün değil…’’ Benim göz göre göre, devleti yönetenlerin ihmalkarlığı ve/veya sorumsuzluğu nedeniyle bu güzide okulumuzun kapatılma tehdidi ile karşı karşıya kalmasına seyirci kalmam mümkün değildir. Benimde bir inanç Dünyam vardır. Vicdanım, bu duruma seyirci kalmayı kabul etmiyor. Okulun yasal zemini olmayışından dolayı 10 yıldır devam eden bir sancı var. Geçmişte konuyu gündemine getirdiğimiz bazı eğitim bakanları bu konu üzerinde yasa tasarısı hazırlanması yönünde çalışmalar yapıldığı yönünde açıklamalarda bulunmuşlardır. Ancak tam 10 sene boyunca, yasal zeminin tamamlanmamasından dolayı yasal statünün tartışılır ve hatta mahkemelerde kapatılma davalarına konu olmasına rağmen herhangi bir yasal değişiklik hazırlanıp da gündeme getirilemedi. Özellikle UBP’nin içinde olduğu hükümetlerde niye bu yasa hazırlanmadı bunu sorgulamak gerekiyor. Hala Sultan İlahiyat Koleji Devletin bir okulu, bu okulu devlet kurdu, öğretmeni devlet veriyor peki devleti yönetenler okulunun tabi kaldığı kapatılma davaları karşısında neden hareketsiz kalıyor? Bunu hangi müspet nedenle veya hangi siyasi akılla veya devlet adamı ciddiyetiyle açıklayabilirsiniz.   Okulun bin elli öğrencisi var ve benim aldığım bilgilere göre bu sene öğrenci sayısının bin üç yüz elli’ye ulaşması öngörülmekte. Bu ülkenin 1350 evladı, ve onların aileleri bizim insanımız, bizim kardeşlerimiz değil mi. Bu insanlara karşı yönetenlerin, siyaset yapanların, devlet adamlarının hiç mi mesuliyeti yok. Yani hep böyle ötelenmiş mi kalacak bu okul. Bu güzide okulumuz sahipsiz değildir   Bu noktada ciddi bir samimiyetsizlik görüyorum ve bunu buradan açık dille söylemek istiyorum ki maalesef bu durum siyaset yapan arkadaşlarımızın ikiyüzlülüğünden kaynaklanmaktadır.   Hala Sultan İlahiyat Koleji Sahipsiz değildir. Ben bunu hem kendim inançlarım gereği, hemde kuruluşunda altında imzamızın olduğu bir okul olmasından dolayı hemde  bu durumun beni üzmesinden kaynaklı olarak buna seyirci kalmakta kararlıyım. Mevcut siyasi tavrı şekillendiren, ‘’görmemezlikten gelelim, yasa yapıp kapatılma tehlikesini ortadan kaldırmayalım, bırakalım mahkeme bir karar versin uzakta duralım kapatırsa ne yapalım mahkeme kapattı diyerek ya da bizimle ilgisi yok mahkeme kararı böyle’ tutumuna girip konudan herşekilde sıyrılma peşinde olan bir siyasi anlayış var. Bu bir samimiyetsizliktir, bu politikasızlıktır, ve irade korkaklığıdır’diye koştu.   ‘’Hala Sultan İlahiyat Kolejinin Yasal Statüsünün oluşması için üç değişiklik önerisi verdim..’’ Sözlerine devam eden Atun: ‘‘Hala Sultan İlahiyat Kolejinin Yasal Statüsünün oluşması için üç değişiklik önerisi verdim ve özellikle ideolojik olarak bir kesimden çok büyük tepki aldım. Bu güne kadar hükümetlerin (sağ hükümetlerin) veya UBP’nin hükümetlerinin bu işe dokunmamaktaki (2019’dan sonra) tek sebebleri benim bugün gördüğüm tepkilerle karşı karşıya kalacak olmaları korkusu idi. Ben ise Hak için ve bu konun hayırlı olacağına inandığım için bu konunun korkmadan üzerine gittim.  Ben tek başıma da olsa bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyım.   Hasan Hastürer’in ‘’Ulusal Birlik Partisi siyasi parti yelpazesinin neresindedir’’ sorusuna ise Sunat Atun şu yanıtı verdi: Ulusal Birlik Partisi ülkemizin siyasi literatürüne göre orta sağ bir partidir dedi. Partinizin, şahsınızın ve meclisteki hükümet yetkililerinin Hüseyin Özgürgün konusundaki toleransının nedeninin altında ne yatır sorusunun yöneltildiği Sunat Atun şu sözleri dile getirdi: O dönem muhalefetten dokunulmzlığının kalkması konusunda öneri geldi ve Sayın Hüseyin Özgürgünün yargılanıp aklanabilmesinin yolunun açılması için Ulusal Birlik Partisi de dokunulmazlığının kalkmasını kabul etti. Bu konu halen mahkemenin gündemindedir. Buna  yasamaya müdahale edemez. Hüseyin Özgürgün’ün istifa etmesinden sonrada istifa tezkeresi mecliste milletvekilleri tarafından ret edilmiştir. Sebebi ise şudur ki halkın seçtiği bir vekilin istifasınının başka seçilmişler tarafından onaylanması bizim demokrasi anlayışımızla bağdaşmamıştır.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!